Büyükelçi Sedat Önal'ın 9 Eylül 2015 tarihli Al Düstur gazetesinde yayınlanan okuyucu mektubu

Sedat Önal 09.09.2015

Sayın Mohammad Hasan al-Tal

Editör/ Al-Düstur Gazetesi

Gazetenizin 6 Eylül 2015 tarihli nüshasında Oraib Rantawi imzasıyla yayınlanan “Türkiye ve Suriyeli Mültecilerin Avrupa’ya Akını” başlıklı makale hakkında size yazıyorum.

Makalede yer alan, Türkiye ile ilgili iddialar tamamen haksız ve asılsızdır. Arazideki gerçeklerle bağdaşmayan, önyargılı ve sübjektif bir bakış açısını yansıtan bu hayal mahsulü iddiaları şiddetle reddediyoruz.

Bu vesileyle bazı gerçekleri okurlarınızın dikkatine getirmek istiyorum:

Ürdün’ün BM Daimi Temsilciliği tarafından ahiren kaleme alınan ve üye ülkelere dağıtılan mektuplarda da belirtildiği üzere, “Suriye Rejimi tarafından sivillere karşı yürütülen zalim politikalar uluslararası insancıl hukukun ve insan hakları hukukunun ağır ihlallerine yol açmış, Suriye’de terörizmi tırmandırmış ve bölgesel ve uluslararası güvenlik için benzersiz bir tehdit teşkil etmiştir.” Bu bağlamda, son dönemde Avrupa’ya yönelen mülteci akınının kaynağında da rejimin kendi halkına yönelik zalim uygulamaları temel rol oynamıştır. Uluslararası toplumun geride kalan 5 yıl içinde şiddetin durdurulması, krize siyasi bir çözüm bulunması ve mülteciler konusunda adil yük paylaşımına gidilmesi hususlarında etkin bir tutum ortaya koyamamasının ve bu ortamda tırmanan aşırıcılık ve terörizmin de bu gelişmede payı vardır.

Yerlerinden edilerek yurtdışına çıkmak zorunda kalan 4 milyon civarındaki Suriyelinin yarısına ev sahipliği yapan Türkiye bugüne kadar açık kapı politikasını sürdürmüş, Suriyeli ve Iraklı sığınmacılara gıda, barınma, sağlık ve eğitim hizmeti sağlamak için 6 milyar Dolar’ın üzerinde harcama yapmıştır. Yaklaşık 220 bin Suriyelinin barındığı 22 kamp en elverişli standartlarda yapılmış ve tüm gözlemcilerin takdir ve beğenisini kazanmıştır. Bugün Avrupa’ya yönelen ve 2. Dünya Savaşından bu yana görülen en büyük göç dalgası olduğu söylenen mülteci akınının miktar olarak Türkiye’nin ağırladığı sığınmacıların sadece onda birine tekabül ettiği dikkate alınırsa Türkiye’nin fedakârlığının ve makalede yer alan iddiaların haksızlığının boyutları daha iyi anlaşılır.

Yine makalede ileri sürülen iddiaların aksine, yabancı savaşçıların transit geçişleri konusunda artan uluslararası işbirliğinin de katkısıyla etkin önlemler alan Türkiye, DAEŞ ile mücadelede uluslararası koalisyona aktif olarak katılmaktadır. Bugüne kadar binlerce vatandaşını PKK, yüz civarında vatandaşını ise DAEŞ terörizmine kurban veren Türkiye PKK ve DAEŞ başta olmak üzere, terörizmin her türlüsüyle mücadelede üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmekte ve uluslararası toplumdan da benzer bir yaklaşım beklemektedir. Türkiye, deniz yoluyla Avrupa’ya yönelen mültecilerin hayatlarının kurtarılması ve insan kaçakçılarıyla mücadele konusunda da elinden gelen çabayı göstermektedir. Türk Sahil Güvenlik birimleri son üç ayda 48.118 mültecinin hayatını kurtarmıştır.

Son mülteci krizi Suriye’de şiddetin durdurularak muteber bir siyasi geçiş süreci başlatılması, ayrıca Suriye’de ve Irak’ta terörizmle mücadele ve insani yardım konularında uluslararası toplumun ahlaki ve hukuki sorumluluğunu biran önce üstlenmesi ihtiyacını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu bağlamda, yıllarca milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerin yalnız bırakılmaması ve adil yük paylaşımına gidilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Sedat Önal
TC Amman Büyükelçisi


Pazar - Perşembe

09:00 - 12:00

Konsolosluk işlemleri için başvurular 09:00-12:00 saatleri arasında alınmaktadır.
1.5.2018 1.5.2018 1 Mayıs